Eklenme: 06.05.2016- 2969 kişi okudu.

Meme Kanseri ve Obezite

Meme Kanseri ve Obezite

Obezite Nedir?
Hayatın sürekliliği için enerjiye gereksinim duyuyoruz. Başlıca enerji kaynaklarımız ise yağlar ve karbonhidratlardır. Enerjinin fazlasını depolamak doğanın bir kuralı: yokluk/kuraklık zamanlarında depolanmış olan bu enerjiyi kullanarak hayatta kalabiliyor canlılar. Fazla enerji vücudumuzda başlıca yağ olarak depolanıyor. Özellikle de karın içerisinde ve çevresinde yağ dokusunda.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üstüne çıkması durumunda obezite söz konusu olur. Biz obeziteyi pratikte vücut kitle indeksi ile değerlendiriyoruz. Vücut kitle indeksi, kilogram cinsinden vücut ağırlığının metre olarak boyun karesine bölünmesiyle (VKİ=ağırlık/boy x boy= kg/m2) bulunan bir değer.

VKİ normalde 18-25 kg/m2 arasındadır. Bu değer 25-29 arasında olduğundan fazla kilolu, 30 ve üzerinde olduğunda obez diyoruz. 35 ve üstü ciddi obez, 40 ve üzeri değerler ise morbid obez olarak kabul ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

meme kanseri ve obezite

Türkiye’de obezite:
Ülkemizde de diğer dünya ülkelerinde olduğu gibi obezite görülme sıklığı gün geçtikçe artmaktadır.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de obezite sıklığı erkeklerde %20,5, kadınlarda ise %41,0 tüm nüfus için toplamda% 30,3 olarak bulunmuştur. Toplamda fazla kilolu ve obez olanlar %64,9, morbid obez olanların oranı %2,9 olarak bulunmuştur.

Öte yandan çocuklarda obezite oranları da giderek yükselmektedir. 0-5 yaşta fazla kilolu olanlar %17,9, fazla kilolu ve şişman olanlar %26,4 oranındadır. 6-18 yaşta fazla kilolu olanlar %14,3, fazla kilolu ve şişman olanlar %22,5 olarak bulunmuştur.

Kimler "obez" adayıdır? Riski artıran faktörler nelerdir?
Herkes obez adayıdır. Evet, harcadığından fazla enerji içeren gıdalar alan herkes eninde sonunda şişmanlar. Hele bir de hareketsiz, sporsuz bir günlük hayat yaşıyorsa, obezite kaçınılmazdır. Yani yüksek kalorili gıda tüketenler ve sedanter (hareketsiz) bir hayat yaşayanlar için obezite uzak bir olasılık değil. Bir de tabii hormonal bozukluğu olanlar ciddi adaydırlar.

Obezite hangi hastalıkları tetikliyor?
Obezitenin yarattığı en önemli sorun insülin yükselmesine karşın kan şekerinin düşmemesi ve yükselmesiyle karakterize insülin direnci ve buna bağlı şeker hastalığıdır. Biz buna tip 2 diabet diyoruz. İnsülin vücuttaki hemen her dokuda uyarıcı etkileri olan bir hormon. Yüksek insülinin örneğin meme süt kanalı hücrelerini uyardığını biliyoruz. Bu hücrelerde aşırı ve kontrolsüz çoğalma meme kanseri olarak karşımıza çıkıyor. İnsülin aynı zamanda östrojeni de arttırıyor, ki o da meme hücreleri için en önemli uyaranların başında geliyor.

Yağ dokusu artışı yağ dokusunda aromataz denilen öncü maddelerden östrojen sentezini sağlayan enzimin de artışına neden olur. Yani yağ oranı artmış kişilerde dolaşımdaki östrojen artışı kaçınılmazdır. Bu özellikle menapoz sonrası kanser riskini arttıran bir durumdur.

Obeiteyle birlikte artış gösteren diğer kanser türleri rahim kanseri başta olmak üzere kalın bağırsak, böbrek ve prostat kanseridir.

Obeziteyle birlikte kalp ve damar sistemi hastalıkları artmaktadır. Yüksek tansiyon, özellikle bacak toplardamarlarında tıkanma, akciğere pıhtı atması gibi ciddi durumlar şişmanlarda daha sık görülmektedir. Astım gibi, uyku apne sendromu ya da yüzeyel soluk alıp vermeye bağlı hipoventilasyon sendromu gibi akciğer problemeleri de şişmanlarda daha yoğun olarak gelişir. Reflü hastalığı karın içi basıncın artışına bağlı gelişen bir diğer sorundur. Ve şişmanlık düzeldiğinde çoğu kez geri döner. Ancak eklem hasarı, bel fıtığı ya da osteoartritlerin düzelmesi muhakkak özel tedavi gerektirebilir.

Tabii bir de sosyal ve toplumsal ayrımcılık ve bunun yarattığı psikolojik sorunlardan söz etmeliyiz. Ne yazık ki tüm toplumlarda çok ciddi bir sorun olarak bu konular çözümlenmeyi beklemektedir.

Kanserin tedavisinde obezitenin nasıl bir etkisi var?
Kanıtlar obezitenin kanserden sağkalım üzerinde olumsuz etkilerini göstermektedir. Öte yandan kanser tedavisi sırasında özel zayıflama diyetlerinin sağkalımı daha da azaltacağı göz önünde tutularak sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı gerektiği açıktır.

Peki neler yemeli ya da yememeli gibi bir soruya kestirmeden bir yanıt verilebilir mi? Kuşkusuz hayır. Çünkü metabolizma kanserli kişilerde sağlıklı bireylerde olduğundan çok daha farklı işleyebilmektedir. Örneğin kemoterapi alan bir kişi çok kolaylıkla susuz kalabilmekte ve böbrek yetmezliğine girebilmektedir. Şu kesindir ki özellikle kemoterapi sürecinde beslenme zaafiyetleri gelişmekte, özellikle vitaminler ve minerallerde dengesizlikler (genellikle azalma yönünde) olmaktadır. Bu durumda günlük vitamin ve mineral desteği –elbette doktorunuza danışarak- yapılmalıdır.

Kanser tedavisi sürecinde günlük egzersizleri tamamen bırakmamak ancak yoğunluğunu azaltarak devam etmek önerilir. Tedavi süreci tamamlandıktan sonra günlük fizik aktivite bırakılmamalıdır. Çünkü daha önce de değindiğim gibi kilo alımı ve sonucunda gelişen obezitede kanserden sağkalım daha düşük olmaktadır. Ancak egzersiz ya da sporun hastalığın seyrine herhangi bir etkisinin gösterilmiş olmadığını da hatırlatmak isterim.

Obeziteden korunmak için beslenme ve egzersiz önerileriniz nelerdir?
Günümüzde tanımlanmış onlarca hatta yüzlerce diyet ve beslenme programı varken benim de bir program açıklamam hele hele meme hastalıkları ve obeziteyle uğraşan bir genel cerrahi uzmanı olarak hiç doğru olmaz. Ancak benim önerim, düzenli fiziksel aktivitede bulunarak herkesin aldığından biraz fazla yakarak uygun kiloda kalabileceğini hatırlatarak, her gün düzenli olarak 30 dakika tempolu yürüyüş yapılması olacaktır.

Berslenme açısından en önemli sorun şeker kullanımıdır. Her ne şekilde olursa olsun şekerin mümkün olduğu ölçüde kullanılmaması gerektiğine inanıyorum. Çayı, kahveyi şekersiz için. Eğer şekersiz içemiyorsanız içmeyin:).

İkinicisi hayvansal gıda tüketimidir. Keşke hepimiz vejeteryan olabilsek. (Bir hayvansever olarak içinde yaşadığımız bu çağın ilerde acımasızca eleştirileceğine inanıyorum. Hele endütriyel süreçler göz önüne alınırsa şu an korkunç bir barbarlık sürdürülüyor. Et, yumurta ve süt alırken tüketiciler olarak bizlerin daha insani –her ne demekse- koşullarda üretilmiş olan ürünleri sormamız ve seçmemiz gerekiyor. ) Hayvansal gıdalar ne yazık ki ömrümüzü kısaltıyor. Yarım yağlı ya da yağsız süte alışmalıyız. Tereyağını tadımlık kullanmalıyız. Doğal koşullarda beslenmiş hayvanların etlerini seçmeliyiz. (Bu arada yenilenebilir doğal kaynakların ürünlerinden bahsetmek isterim. Denizlerimizde balıklar giderek hızla azalıyor. Çiftliklerde yetiştirilmiş ancak doğal ya da doğala yakın yemle beslenmiş balıkları tüketmek zorundayız.)

Yemek alışkanlığında da bir takım değişiklikler öneriyorum. Lütfen yemeğe çorbaya başlamayın. Öncelikle salata sonra ana yemek yenmeli. Çorba arada bir tadımlık olarak içilebilir. Çorba yoğun besin ve yağ içeren bir gıda biçimidir. İnsanı zinde tutar, iştah açar, soğuk iklimlere dayanıklılığını artttırır. İçinde bulunduğunuz koşulları göz önüne alarak tüketmelisiniz yani.

Son olarak uzak durulmasını önerdiğim beslenme biçimi “fast food” ‘tur. Yalnızca ithal olan hamburger, kızartılmış tavuk vb fast food değil yerel fast foodtan da uzak durulmalıdır. Lahmacun, çiğ köfte, içli köfte, dürüm herşey fast food’tur ve ülkemizde tüketimi giderek artmaktadır.

Meme kanseri obezite ile ilişkili olabilir mi?
Obezite ile meme kanseri arasında sigara ile akciğer kanserinde olduğu gibi direkt bir ilişki gösterilememiş olsa da kanıtlar yağ dokusu artışıyla menapoz sonrası görülen meme kanseri arasında ilişki olduğu yönündedir. Düzenli fiziksel aktivite yapan kadınlarda meme kanseri daha az görülmektedir.

Düzenli fizik aktivite yapanlarda vücut yağ oranı ve dolayısıyla obezite daha düşük düzeylerde. Vücut yağ oranının yüksek olması beraberinde dolaşımdaki kadınlık hormonlarının da artışı demek. Çünkü yağ dokusunda yüksek oranda bulunan bir enzim olan aromataz, testosteron’dan östrojen sentezini sağlar. Yağ dokusu ne kadar çoksa aromataz dolayısıyla östrojen o kadar çoktur. Bilimsel veriler bu durumu destekliyor: vücut kitle indeksindeki her 5 puan artış menapoz sonrası meme kanserini %12 oranında arttırıyor. Bilindiği üzere östrojen meme hücrelerinin çoğalmasını uyaran bir hormon.

Diğer taraftan obezite insülin direnci yaratmaktadır. Kişi şişmanladıkça kan şekeri yükselmekte, buna karşılık olarak insülin salgısı da yükselmekte ancak insülin kan şekerini etkin bir şekilde azaltamamaktadır. Sonuçta yüksek insülin düzeyleri ile seyreden tip 2 şeker hastalığı çıkmaktadır. İnsülin, meme hücrelerinin çoğalmasını uyaran bir etkiye sahiptir. Östrojen ile aynı yönde etki eder. Ayrıca insülinin yükselmesi östrojen öncüsü hormonları bağlayan proteinleri azaltarak, serbest hormon miktarının artmasına yani dolaylı olarak östrojenin artışına da yol açar.

Tabii bir de yağ dokusuna özgü adiponektin denilen bir hormondan söz etmeliyiz. Koruyucu etkileri olmasına ve obezitede düzeyleri yükselmesine karşın etkileri baskılanmaktadır. Yani bir tür adiponektin direnci söz konusu olmaktadır. Bu durumun diğer faktörlerin baskın olmasıyla sonuçlanacağı açıktır.

Meme kanseri tedavisinde ideal kilosunda olanların tedavi sonuçları:
Hormona duyarlı meme kanserleri tüm meme kanseri olgularının büyük bir çoğunluğunu oluşturur. Bu olguların tedavisinin önemli bir parçası hormonoterapidir. Yani östrojenin etkilerini ve/veya yapımını azaltıcı tedavi. Yağ dokusu östrojen için önemli bir kaynak olduğundan aromataz düzeyi ve dolayısıyla kandaki östrojen yükselmektedir. Bu durum aromataz inhibitörü denilen ilaçların, şişmanlarda etkinliğinin daha düşük olacağı savına yolaçmıştır. Çalışma sonuçları bu savı destekler kanıtlar vermese de tüm meme kanseri olguları göz önüne alındığında normal kilolularda obezlere göre ortalama sağkalım daha uzundur. Ancak tedavi sürecinde diyet yapılarak kilo verilmesinin bir katkısı olmayacağı hatta zaten hastalık ve kemoterapi dolayısıyla yorgun düşmüş bir vücutta böyle bir diyet programının zararları olacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

Tedaviler kişiden kişiye göre farklılık gösterebilir. Bu gibi durumlarda erken teşhis çok önemlidir. Tedavi veya muayene için 0312 441 14 14 numaralı telefondan randevu alabilirsiniz.

Ayrıca soru cevap yazısına tıklayarak şikayetlerinizi bana iletebilirsiniz.

DİĞER YAZILARIM

HASTA GÖRÜŞLERİ

  • MELİH B.

    Ekmel Bey gerçekten inanılmaz bir doktor. Annemi götürdüm ve yaklaşık yarım saatlik inceleme ve konuşma sonrası direk teşhis koydu ve göğsünde herhangi bir problem olmadığını söyledi. Sonrasında yaptırdığı pataloji ve ultrason ile de doğruluğunu teyit etti. Beni şaşırtan ise bizim bile...

meme kanseri belirtileri
meme kanseri belirtileri

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ekmel TEZEL

Cinnah Caddesi Pilot Sokak No: 7/1 Çankaya / ANKARA

Randevu: 0312 441 14 14 /  0533 331 22 55 /  0533 655 16 94

www.ekmeltezel.com © 2016 - Tüm hakları saklıdır.


ritm iletişim hizmetleri